Karpuz,
sıcak ve ılık iklim bitkisidir. Soğuklardan çok etkilendiği için yetişme
devresinde don tehlikesi olmamalıdır. Tohum ekiminde toprak sıcaklığı 12 °Cnin
üzerinde olmalıdır. Rutubetin yüksek olduğu yerlerde hastalıklardan etkilenir.
Toprak Hazırlığı: Karpuz yetiştirmek için derin, geçirgen su tutma
kapasitesi yüksek kumlu-tın veya tınlı kumlu topraklar uygundur. Ağır killi
topraklar ve hafif topraklarda çok iyi bir gübreleme ile karpuz
yetiştirilebilir. Drenajı yetersiz ve taban suyu seviyesi 1 m.nin altında olan
yerler ise uygun değildir.
Karpuz yetiştiriciliğinde toprak hazırlığına sonbaharda ilk yağışlardan sonra
başlanmalıdır. İlk yağışlardan sonra toprak tavda iken derin sürüm yapılmalıdır.
Eğer yağışlar gecikirse yağışları beklemeden derin sürüm yapılabilir. İkinci
toprak işleme dönemi ise Şubat-Mart ayları olup uygun toprak tavında kültüvatör
ile toprak işlenerek arazi ekim ve dikime hazır hale getirilir. Ekimden önce
tarlada otlanma görülürse tekrar kültüvatör ile toprak işlemesi yapılabilir.

Ekim: Karpuz yetiştirilecek arazide ekimden önce sıra arası 2 m. olacak
şekilde karık pulluğu ile karıklar çekilmelidir. Bu karıkların kenarına tek
taraflı olarak ve sıra üzeri 75 cm olacak ocaklara ekim yapılır. Her ocağa 2-3
adet tohum bırakılmalıdır. Tohumların üzeri 5-6 cm toprakla örtülerek hafifçe
bastırılmalıdır. Bölgemizde araziye ekim 20 Nisan-5 Mayıs tarihlerinde
yapılmalıdır. Çıkıştan sonra ocakta fidelerden uygun olan iki adedi bırakılır.
Daha sonra bir adet bitki bırakılır.
Fide
Yetiştiriciliği: Karpuz tarımında erkencilik açısından fide ile
yetiştiricilik yapılabilir. Bunun için 10x13 cm ebadındaki altı delinmiş plastik
torbalar (tüp) kullanılır. Bu torbalar iyi karıştırılmış harç ile doldurulur.
Harç yapmak için hacim olarak 1 ölçü bahçe toprağı, 1 ölçü iyi yanmış ahır
gübresi ve 1 ölçü kum iyice karıştırılır.
Harç doldurulmuş olan torbalara karpuz tohumları 4-5 cm derinlikte konur. Her
torbaya tohumun kalitesine göre 1-2 adet tohum bırakılır. Bu torbalar süzgeçli
kovalarla sulanarak seralar veya yüksek tünellere konur. Bu işler bölgemizde
5-15 Mart tarihlerinde yapılmalıdır. Torbalarda yetişen fidelerin zaman zaman
otları alınır ve sulaması yapılır. Normal şartlarda fideler 30-45 gün içinde
dikime hazır hale gelir.
Dikime hazır hale gelen fideler sıra arası 2 m ve sıra üzeri 75 cm olacak
şekilde daha önceden kültüvatör ile sürülmüş ve karık pulluğu ile karıkları
açılmış olan tarlaya dikilmelidir. Plastik torbalardan fideler
çıkarılırken fide toprağının dağılmamasına özen gösterilmelidir. Dikimden sonra
mutlaka can suyu verilmelidir.
Gübreleme: İyi bir karpuz yetiştiriciliği için gübrelemeye ihtiyaç
vardır. Sonbaharda derin sürümden sonra 3-4 ton/da ahır gübresi atılarak
kültüvatörle karıştırılmalıdır.
Kimyasal gübre olarak 15-18 kg/da N ve 10 kg/da P2O5 verilmelidir. Fosforlu
gübrenin tamamı ve azotlu gübrenin 1/3ü ekim veya dikimden önce atılarak
kültüvatörle karıştırılmalıdır. Azotlu gübrenin 1/3ü çiçeklenme devresinde
1/3ü ise meyveler 5-65 cm çapında olduğunda verilmelidir.
Sulama: Verimin yüksek ve kaliteli olması için bitki, kök bölgesinde
yeterli nemin bulundurulması gerekir bu nedenle karpuz yetiştiriciliğinde sulama
yapmak gerekmektedir. Karpuz fideleri tarlaya şaşırtıldıktan sonra iyi bir can
suyu verildiğinde bitkiler uzun süre sulamaya ihtiyaç duymadan gelişme
gösterirler. Fideler küçükken fazla sulama yapılırsa gelişmeye olumsuz etki
yapar. Meyve oluşum dönemine kadar mümkün olduğu kadar az sulama yapmak gerekir.
Meyve büyüklüğü 5-6 cm olduktan sonra normal sulamalar yapılmalıdır. Bu devreden
itibaren 15 günde bir sulama yapılmalıdır. Sulamalarda 0-90 cm toprak derinliği
tarla kapasitesine getirilmelidir. Sulamalara bitkiler verimden düşmeye
başladığında son verilmelidir.

Bakım: Karpuz yetiştiriciliğinde tüplerde çıkıştan itibaren bakım
yapılmalıdır. Tüplerde fidelerin yanında çıkacak olan yabancı otlar zaman zaman
alınmalıdır.
Fideler tarlaya şaşırtıldıktan sonra yapılacak olan birinci ve ikinci sulamadan
sonra çapalama yapılmalı ve yabancı otlar temizlenmelidir. Bitkilerin kolları
geliştikten sonra çapa işleri yapılmamalıdır.

İklim İstekleri: Karnabaharlar kışlık sebzeler grubunda yer almaktadır.Karnabahar yetiştiriciliğinde sıcaklık çok önemlidir. Işık ve nem ise ikinci derecede önemlidir. Karnabaharlarda taç oluşması için gelişmenin belli bir devresinde düşük sıcaklıklara ihtiyaç vardır. Karnabahar fideleri -10°C sıcaklığa kısa sürede dayanabilirler. Fakat hasat devresine gelmiş karnabahar başları O°C nin altındaki sıcaklıklardan hoşlanmazlar. Taç oluşum döneminde en uygun sıcaklıklar 15°C-20°C dir. Taçların olgunlaşma döneminde sıcaklığın O°C nin altına düşmesi istenmez. Sıcaklığın düşmesi sonucu taç yüzeyi havlı bir yapı kazanır, pazar değeri düşer.
Toprak İstekleri: Karnabahar her çeşit toprakta yetiştirilebilir. Ağır
topraklarda ve yağışı bol olan yörelerde drenajın çok iyi olması şarttır.
Karnabaharlar organik maddece zengin toprakları severler ve yüksek toprak
asitliğine karşı hassastırlar.
Karnabahar yetiştiriciliğinde toprak, dikim tarihinden çok önce hazırlanmış
olmalıdır. Sonbaharda toprak derin sürülmeli, ilkbaharda normal sürüm
yapılmalıdır. Sürümden sonra diskaro ve tırmık çekilmeli masuralar hazırlanarak
toprak dikime hazır duruma getirilmelidir.
Fide
Yetiştiriciliği: Karnabaharlar, fidelerin yetiştirilmesi ve esas yerlerine
dikilmesi olmak üzere iki safhada yetiştirilirler. Tohumlar ılık ve soğuk
yastıklara ekilir. Ekim zamanı bölgelere, çeşitlere ve hasat zamanına bağlı
olarak değişiklik gösterir. Genel olarak tohum ekimi Nisan-Mayıs-Haziran-Temmuz
aylarında yastıklara sıraya veya serpme olarak yapılır. İlimiz için uygun tohum
ekim zamanı Mayıs ayı, fide dikim zamanı ise Haziran ayının son haftasıdır. En
uygun ekim sistemi 10 cm sıra arası verilerek yapılan sıravari ekimdir. Tohumlar
yastıklarda şartlara bağlı olarak 8-15 gün içerisinde çimlenirler. Çimlenme
sonrası sıra üzerindeki bitkiler 3-5 cm aralıkla seyreltilir. Karnabaharda
kaliteli ürünü etkileyen en önemli faktörlerden birisi de iyi yetiştirilmiş
fidelerdir. Fide yetiştirme devresinde sıcaklığın aşırı yükselip azalması
taçların kalitesiz olmasına sebep olur.
Dikim: Dikimde genel olarak 7-8 yapraklı düzgün gövdeli, yaprakları sağlıklı fideler kullanılmalıdır. İyi yetiştirilmemiş cılız, sarı yapraklı fidelerden yetişen bitkilerin taçları küçük ve gevşek olmaktadır. Fideler genellikle tohum ekiminden 5-7 hafta sonra dikime uygun hale gelirler. Karnabaharda en uygun yetiştirme masuralar üzerinde yapılan yetiştirme şeklidir. Masura genişliği çeşitlere, tek ve iki sıralı dikime göre ayarlanır. Dikimde sıra arası ve sıra üzeri mesafeler 50x50cm olarak yapılır. Fideler yerlerinden dikkatlice sökülmeli ve bekletilmeden yerlerine dikilmelidir. Fideler plantuar veya çepin ile dikilmelidir. Kökleri topraklı olarak çepinle dikim daha uygun olmaktadır. Dikimde can suyu verilmeli ve birkaç gün sonra salma sulama yapılmalıdır.Karnabahar çapa ve suyu çok seven sebze olduğu için sulamaya gereken özen gösterilmeli ve muntazam aralıklarla yağış durumuna göre sulama yapılmalıdır. Dikimden 1-3 hafta sonra birinci, bundan 1 ay sonra ikinci çapa, gerekirse üçüncü çapa yapılmalıdır. Karnabahar taçlarının güneş ışığı nedeniyle sararmaması için iç yapraklar kırılarak tacın üzerine örtülmeli ve tacı örtülü çeşitler üretilmelidir.
Hasat:
Karnabahar, taçlar normal büyüklüklerini alıp gevşek bir yapı kazanmadan
önce hasat edilmelidir. Hasat süresi, iklime ve çeşitlere bağlı olarak 1-4
haftadır. Hasat tacın gövdeyle birleştiği yerden bıçakla kesilerek yapılır.
Hasat sırasında tacı korumak amacıyla 4-5 adet yaprak bırakılır. Karnabaharların
taçları çok çabuk zedelenir ve kararırlar. Bu nedenle karnabahar taçları
kasalara tek sıra halinde konmalıdır.
Mildiyö hastalıkları ve bahçe şeklinde yapılan sebzecilikte, fide yetiştiriciliğinde ve örtü yetiştiriciliğinde yaygın olarak görülür.
Yoğun Zarar Yaptığı Sebzeler: En çok görüldüğü bitkiler domates, patates, lahana, ıspanak, marul, hıyar ve kavundur. Mildiyö hastalıkları bitkiye hastır. Örneğin domatesteki lahanaya geçmez. Yine soğandaki marula geçemez. Ancak hıyarda görülen mildiyö kabak ve kavunda hastalık yapar.
En Çok Yaprakta Zarar Yapar: Mildiyö hastalığı bitkilerin daha çok yapraklarında olmak üzere gövde ve meyvelerinde zarar yapar. Bazı bitkilerde tohuma kadar geçer.
Belirtileri İyi Tanıyalım: Hastalık lahana, marul, ıspanak, hıyar gibi bitkilerin yaprak ve yaprak sapında soluk yeşil renkte yağlımsı lekeler şeklinde başlar. Daha sonra lekeler koyulaşır ve orta kısımları ölür. Rutubetli havalarda yaprağın altında gri renkte tüylü bir örtü vardır. Zamanla lekeler birleşir , bütün yaprağın kurumasına neden olur.
Domateste mildiyö hastalığının belirtisi
Domatesteki Zararı: Domateste meyvede de lekeler görülür. Meyve yüzeyinde küçük, düzensiz olarak dağılmış soluk renkte lekeler oluşur. Bu lekeler daha sonra siyahlaşır ve içe doğru çökük çürüklük oluşur. Çürüklük meyvenin içine doğru ilerler. Domateste koşullar hastalık için elverişli olursa tüm bitkide yanıklığa yol açar. Hatta sera ve rutubetli yerlerde geniş alanların aniden çökmesine, adeta yangın geçirmiş gibi bir görünüm olmasına yol açar.

Fide Dönemine Dikkat: Lahana ve marul da ise mildiyö hastalığı bitkiler fide devresinde iken başlar. Fidelerin yaprakları önce sararır, sonra kurur. Hızla tüm fideliğe yayılarak fidelerin elden çıkmasına neden olur. Tarlaya şaşırtılan bitkilerde hastalık önce yaşlı alt yapraklarda görülür. Burada yer yer sarı lekeler belirir. Lekelerin alt yüzünde kirli beyaz renkte bir küf tabakası oluşur. Zamanla iç yapraklara doğru ilerler ve yapraklarda kuruma ve çürüme olur.
Bol Yağışlı Yıllarda Daha Fazla Görülür: Mildiyö hastalığı rutubetli yerlerde ve yağışlı yıllarda fazla görülür. Hastalık bir yerde çıktımı hızla geniş alanlara yayılır. Hastalığın gelişmesi ve yayılması % 90-100 nem ve 15-20°C sıcaklıkta hızlıdır. Rutubetin % 80'nin altına düştüğü hallerde ve sıcaklığın da verilen sınırların altında veya üstünde olduğunda hastalığın yayılması durur.
Ekonomik Zararı Büyük: Hastalık yaprağı yenen sebzelerde yaprakların sararmasına, kurumasına, çürümesine neden olduğundan lahana, marul ve ıspanak gibi sebzelerde üründe doğrudan doğruya kayıp söz konusudur. Bitkilerin tümden kurumasına yol açar. Domates gibi meyvesi yenenler de çürümeler yapar.
Yağmur Ve Rüzgarla Taşınır: Hastalığın yayılışı, yetiştirme mevsimi içinde bulaşık alanlardan yağmur ve rüzgarla temiz bölgelere sporların taşınması şeklinde olur. Hastalığa neden olan etmenler bulaşık bitki artıklarında, soğan gibi bitkilerin arpacık adı verilen ekim materyalinin katmanları arasında, ıspanakta tohuma kadar geçerek tohumla ertesi yıla geçer ve yeni yılda da hastalık tekrar ortaya çıkar.
Önce Kültürel Önlemler:
- Hastalığın sık görüldüğü yerlerde, bulaşık bitki artıklarını toplayıp, yok etmelidir.
-Tohumluğu mildiyö hastalığının görülmediği, sağlıklı yerlerden ve bitkilerden almalıdır.
- Bitkilere fazla su vermemeli, yeteri kadar sulanmalıdır.
Sık ekim yapmamalıdır. Lahana ve marul fidelerinde sık ekim yapıldığı taktirde fideler cılız gelişir, havalanma iyi olmaz. Bunu önlemek için daha az tohum kullanmalı ve fidelikleri sık sık havalandırmalıdır:
- Münavebe uygulanmalıdır. Örneğin domates yetiştiriciliği yapılan bir yerde sık sık domates mildiyösü görülüyorsa, buraya 1-2 yıl domates ekilmemeli, bunun yerine diğer sebzelere yer verilmelidir.
İlaçlı Müdahale: Mildiyö hastalıklarına karşı kimyasal ilaçlarla başarılı sonuçlar alınmaktadır. Hastalık bir defa bir tarla veya bölgede ortaya çıktımı süratle yayılma gösterir. Bu nedenle genelde ilkbahar ve yaz başlangıcında, ikinci ürün yetiştiriciliği yapılan güney illerimizde sonbahar başlarında hastalık görülür görülmez ilaçlamaya başlamak gerekir. İlaçlamaların arası ve sayısı ilacın çeşidine göre değişmekle birlikte, genellikle bir hafta ara ile uygulama yapılmaktadır. Hava sıcaklığı ve nem durumuna bağlı olarak 2-3 bazen 5 kez ilaçlama yapılmaktadır. İlaçlamadan sonra yağış olduğunda uygulama tekrarlanmalıdır. İlaçlamalarda bitkinin her tarafının ilaçlı su ile iyice yıkarcasına ıslatılmasına özen göstermeli, hiç kuru yer bırakılmamalıdır.

HAZİRAN AYI
Yazın başlangıcı sayılan bu ayda daneler gelişip çotanaklar irilmeye
başlamıştır. Üretici bahçesini gezerken bir yıllık çabasının karşılığı olan
daldaki bu çotanaklara bakarak o yıl ürününün ne kadar olacağını tahmin eder,
buna göre de kazancını hesaplamaya başlar.
Bahçede ısırgan, böğürtlen gibi yabancı otlara karşı herbisit (yabancı ot ilacı)
uygulaması bu ay sonlarına doğru yapılır.
Fındık ocaklarındaki dip sürgünleri şayet sonbaharda temizlenmemişse bu ayda da
temizlenebilir.
Fındık dallarında bitki öz suyunu emerek beslenen ve bitkinin zayıf düşmesine
hatta kurumalara neden olan fındık kahverengi koşnilinin hareketli 1. dönem
larvalarına karşı yapılan ilaçlı mücadelede başarı sağlanmaktadır. Haziran ayı
sonlarına doğru (Yumurtadan çıkışın tamamlanmasına yakın) ilaçlı mücadele
yapılmalıdır.
Son yıllarda büyük yayılım göstererek üreticilerin de yoğun şikayetine neden
olan bu zararlıyla İlaçlı mücadeleye başlamadan önce bahçeden tesadüfen alınan
10 ocaktan işaretlenen 3er bulaşık sürgün yani toplam 30 sürgünün her birinde 5
canlı koşnil var ise ilaçlı mücadele yapılmalıdır.
Başarılı bir ilaçlama için tüm yaprak, dal ve sürgünlerin tamamen ilaçlanması
gerekir.
Bu ayda ayrıca dalkıran zararlısıyla da ilaçlı mücadele yapılır. Zararlıyla
bulaşık bahçelerde haziran ayının ikinci yarısında bahçe gezilir dallarda galeri
açmaya başlanmış ergin dişi böceklerin çıkardığı taze odun talaşı görüldüğünde
ilaçlamaya başlanmalı ilk ilaçlamadan 15-20 gün sonra ikinci ilaçlama yapılmalı.
HAZİRAN AYI - Boğaz doldurma ve
sulama işlemleri aksatılmadan yürütülür.
- Çok zarar meydana getiren, son zamanlarda çok yaygın bir şekilde görünen ve
çok tehlikeli olan patates böceğine karşı, ayın ilk haftasından başlayarak,
Gusathion, Malathion, Metil Kotniyon 25 W gibi ilaçlarla mücadele yapılmalıdır.
- Havalar diğer aylara göre oldukça ısındığından, bamya, biber, domates,
fasulye, kavun, karpuz, patlıcan ve soğan gibi sebzelerin sulaması
aksatılmamalıdır.
- Çapalama ve yabani ot mücadelesine devam edilir.
- Kışlık sebzelerden karnabahar, lahana, pırasa ve diğerlerinin fideleri
bahçedeki esas yerlerine dikilir.
- Salatalık, acur, kabak, kavun ve karpuzda görülen antraknoza karşı bakırlı
ilaçlar kullanılmak suretiyle ilaçlama yapılmalıdır.
- Bakla, bamya ve fasulyede görülen pirecik zararlısına karşı mücadele yapılır.
- Diğer hastalık ve zararlılarla mücadele, hastalık ve zararlının çıkış durumuna
göre yapılmalıdır.
- Enginarların diplerindeki sürgünler, ürün alındıktan sonra ayrılır.
- Domates, hıyar ve kabakların tepeleri budanır.
- Bezelye ve fasulyelerin sırık çeşitleri için herek dikilir.
HAZİRAN AYI -
Yabani otlarla mücadele sürdürülür.
- Sürgün göz aşıları ayın ortalarına kadar sürdürülür.
- Ekolojik duruma göre sulama yapılır
- Ay sonuna doğru şeftali, erik, kiraz ve yazlık elma hasadı yapılır.
- Elma ve armutlarda karaleke, elma iç kurdu, kırmızı örümcek ve diğer
zararlılara karşı mücadele işleri sürdürülür.

Cleopatra'nın Sezar'ı ve Marcus Antoniusu baştan çıkartmak için kullandığı
Lavanta uzun zamandır mutfaklarda kullanılıyor.

Renginin güzelliğinin yanı sıra kokusuyla büyüleyen lavanta birçok kullanım
şekliyle hemen her evde yerini alıyor. Yemek pişirmede de çok yönlü bir bitki
olan Lavantanın yenilebildiği sürpriz değil, ayrıca yemek süslemesinde de ünlü
şeflerin sıklıkla kullandıkları biliniyor.
Özellikle gurme restoranlarda yenilebilen çiçekler yemeğe kattıkları lezzet ve
görüntü nedeniyle eski zamanlarda olduğu gibi yeniden sıklıkla kullanılmaya
başladı.
Fransızların o harika etlerinin yumuşaklığının ve nefis lezzetinin lavanta
tarlalarında besledikleri kuzular yüzünden olduğunu iddia edenler bile var.
Çiçekleri ve yapraklarının taze olarak ve tomurcuklarla, dallarının da kuru
olarak kullanılabildiği Lavanta nane ailesinden geliyor ve kekik, biberiye ve
adaçayına çok yakın. Rezene, mercanköşk, biberiye, kekik ve adaçayı ile
kullanıldığında çok güzel uyum sağlıyor.

Lavantanın kullanımı tamamen sizin hayal gücünüzle sınırlı. limon ve narenciye hissi veren Lavantanın tatlı çiçeksi bir kokusu var. Çiçekleriyle salatalarınızı renklendirebilir, ekmek yapmayı seviyorsanız biberiye yerine kullanarak farklı hoş lezzetlerde ekmekler yapabilirsiniz. Sadece ekmeklerde değil birçok yemekte biberiye yerine kullanabilirsiniz. Benim en sevdiğim kullanma yöntemlerinden biri toz şekeri kavanozuna lavanta çiçeklerini (ister bütün olarak isterseniz havanda döverek, daha etkili olur) koyarak birkaç hafta bekletmek ve sonra da bisküvilerde, pastalarda kullanmak. İngiliz Lavantası Latince adıyla angustifolia tüm lavanta çeşitleri arasında en tatlı kokusu olan ve pişirmede de en çok kullanılan cins. Çiçekleri kurudukça rayihası daha da zenginleşiyor. Bir kadeh şampanyaya bir kaç lavanta çiçeği atarak hem görüntüsü hem de hoş lezzetiyle etkileyici bir sunum yapabilirsiniz. Çikolatayla ve dondurma ya da sorbe ile çok yakıştığını anlamak için denemenizi tavsiye ederim. Tabii kullanımı sadece tatlılarla sınırlı değil. Birçok sosta, yahni türü yemekte kullanarak gizemli lezzetler yaratabilirsiniz. Lavanta ile yemek pişirmenin ya da kek, pasta yapmanın püf noktasını denedikçe öğreneceksiniz. Küçük miktarlarla başlayarak damak tadınıza göre arzu ettiğiniz miktarı bulmanız en doğrusu, zira çok fazla lavanta eklerseniz parfüm yiyormuş gibi olabilirsiniz ve yemeğin acımtırak bir lezzet almasına neden olabilirsiniz.